Salyanın 0.5 ml/dakika dan az olduğu durumlara "ağız kuruluğu" adı verilir. Bu konuda bir terminoloji kaosu vardır. Xerostomia (serostomi okunur) bireyin ağzını kuru hissetmesi anlamına gelir. Hiposalivasyon terimine sinonim olarak xerestomia terimi kullanılmaktadır. Ancak xerostomia terimi Dysgeusia (disguzi okunur) hastalıklarını da içine alır . Disguzi tat alma hissinde değişim demektir. Yani bireyin ağzı kurumasa ve tükrük kalitesi değişip ağzını kuru hissediyorsa bile xerostomia olarak isimlendirmek gerekir.
Ağız kuruluğu toplumda rastlanma sıklığı hem bölgesel değişiklikler gösterir hem de toplumun beslenme alışkanlıkları ve genel sağlığına indekslidir.
Ağız kuruluğunun belirtileri:
Tat alma değişir,
damak kubbesinin çukur bölgesi kurur, dil parlak kırmızıdır, dil papillaları silinmiştir, konuşma bozulur,
dil damağa ve yanağa sürtünerek hareket sırasında acı verir,
yutkunma zorluğu (disfaji) oluşur,
sindirim eksikliği (başta nişasta olmak üzere),
ağız kokusu, farinjit oluşur.
Ağız kurursa kokar. Ağız kuruluğunun mekanizmaları
Ağız kuruluğunun sebepleri:
Rastlanma sıklığına göre sıralandığı zaman şu sebepler ağız kuruluğunu başlatmaktadır.
- Kolinerjik sinir stimülasyon yoktur. Bez aslında uyarı gelmiş olsa çalışabilmektedir fakat parasempatik sinir aktivasyonu bulunmuyor olabilir.
- Bez atrofiye uğramıştır. Artık kolinerjik sinir uyarısı gelse bile bezin kendisi salya üretememektedir.
- Ağız açık kalıyor ve kuruyor olabilir.
- Bazı ilaçlar ağzı kurutuyor olabilir.
- Nadir sebepler (radyoterapi, psikotik hastalıklar).
Şimdi bunları masaya yatıralım. Yukardaki sebepleri inceleyelim:
1- Parasempatik aktivasyon kaybı
Otonom sinir sistemi adı verilen sinir sistemi organizmada otomatiğe alınan işlevleri yönetir. Bu sinir sistemi iki ayrı sinir sisteminin zıt etkileşiminden oluşur. Sempatik sinir sistemi panik, adrenalin, heyecan, tehlike, kaçış, alarm sinyali verir. Parasempatik sinir sistemi ise bunun tam zıt sinyallerini verir. Salyanın ve vücuttaki diğer bütün salgıların artırılması parasempatik sinir sisteminden sinyal geldiğinde meydana gelir. o halde şunu söyleyebiliriz:
Parasempatik sinir sisteminden tükrük bezine emir gelmezse salya üretilmez.
Simdi gelelim parasempatik sinir sisteminden salya üretim emrinin nasıl oluştuğuna:
Nervus vagus ismi verilen sinir lifi, kafa tabanından çıkar, ağız çevresi salya bezleri boğaz, boyun, kalp, iç organlar, mi,de ve ince bağırsağın sonuna kadar gider ve parasempatik emirleri götürür. Glossopharyngeus ve facialis siniri ile beraber olarak salyanın tetiklenmesinden sorumludur. Bu sinirin parasempatik uyarımları salya bezinde salya salgılanmasını sağlar.
Bu kural bütün vücut salgıları için geçerlidir. Parasempatik sinir iplikleri uyarılınca organda salgı artışı olur. Ter, göz yaşı, salya ve solunum salgıları bu şekilde salınır. Sinir lifinin parasempatik uyarısı durduğunda organdaki salgı durur. Örneğin burun salgısı kaybolur ve burun kurur, göz yaşı kuruyabilir veya salya kuruyabilir. Eğer organa giden sinir lifi parasempatik uyarıyı yeniden kazanırsa organda salgı yeniden normale döner. Bu tür ağız kuruluğu hyposalivaton (salyanın azalması) dır.
Çocuklarda diş çıkarma sırasında göz yaşarması ve salya artışı görülmesinin sebebi çıkmakta olan dişin deldiği diş etinden etrafa yayılan histamin isimli maddenin gözyaşı ve tükrük bezlerine giden parasempatik sinir liflerini uyarmasıdır. Bu sebeple otonom sinir sisteminin parasempatik parçasının aktive edilmesi, dürtüklenmesi, uyanık tutulması, stimüle edilmesi salyayı artırır ve/ya salyanın artmasına katkı sağlar.
Eğer sindirim kanalının bir ucunu, köşesini, veya herhangi bir noktasını besin maddeleri ile meşgul edersek, uyarmış oluruz, böylece N. vagus‘un geçtiği yol üzerinde uyarı elde eder veya salgı için gerekli uyarıyı elde etmiş oluruz. Bu durum sindirim kanalı dolu ve meşgul ise/iken salyanın artmasına sebep olur. Bu sebeple ağız kuruluğu şikayet olanlara sindirim kanalını meşgul edecek, kolay sindirilmeyecek, saatlerce sindirim kanalında kalacak besinler önerilebilir.
Sindirim kanalı dolu iken diş gıcırdatmanın, gece dolu mide ile uyuyanların yastığına salya akmasının, diş çıkarma sırasında salya artmasının, kabız bireylerin aşırı ve kolay terlemesinin sebebi parasempatik aktivasyonun amacını aşacak kadar artmış olmasıdır. Bunlar ağız kuruluğunun tersine döndüğü rahatsızlıklardır.
2- Bez atrofisi
İlerleyen yaş ile beraber organ ve dokular küçülür, görevini yapamaz olabilir (senil atrofi). Ayrıca fonksiyon görmeyen organ ve dokular da küçülür (fonksiyon atrofisi). Dolaşım bozukluğu sebebi ile de organ ve dokularda işlev zayıflaması görülebilir (vasküler atrofi). Tükrük bezlerinin salya üretme fonksiyonları atrofiye uğramış olabilir. Sonuç olarak ağız kuruluğu oluşabilir.
Parotis dahil üç büyük tükrük bezi, ve hatta submuköz bezler bile yukarda sıralanan sebepler ile işlevlerini azaltır ve sonunda zaman içerisinde küçülür.
Alkol ve sigara kullanmanın bez atrofisine katkısı olabilir. Ayrıca kötü ağız hijyeni tükrük bezi atrofisini hızlandırır.
Sjögren sendromunda ise otoimmün bir mekanizma ile B limfositleri IL-6 ve IL-10 aracılıklı olarak bez lümenindeki asiner hücrelere karşı antikor üretmeye başlar, bez lümeninde hasar meydana getirir ve bezin salya üretme yeteneği kaybolur. Orta yaş kadınlarda erkeklere kıyasla 9 kat fazla görülür. Hastalık ilerlediğinde Th1 ve Th17 hücreleri dokuya toplanarak hasarı artırır.
Bez atrofisi ile seyreden ağız kuruluklarında fazla bir tedavi seçeneği yoktur. Replasman yoluna gidilir. Yapısında laktoperoksidaz bulunan bazı diş macunu, ve gargaralar uygulanarak ağızda salya varmış hssi yaratılmaya çalışılır.
3- Ağzın açık kalması
Bazı insanlarda istirahat konumunda dudaklar ağzı ve dişleri kapatmaz. Eğer böyle bir durum varsa aralık kalan dudaklar arasından geçen hava ağzın ve boğazın kurumasına sebep olacaktır. Dikkat ediniz: bu durumda salya eksik değildir, salya üretimi sınırlı değildir, sadece üretilen salya dışarı akmakta veya kuruduğu için ağızda kuruluk meydana gelmektedir. Bu türlü ağız kuruluğuna
xerostomia denir. Bu bir hyposalivaton değildir.
4- İlaç kullanılması
Antihistaminik başta olmak üzere bir çok ilaç tükrük salgısını ya otonom sinir sistemi seviyesinde veya bez parankiminde reseptör seviyesinde bloke edebilir. Antihipertansif, diüretik, antitussif, antiastmatik, antidiyaretik, antispazmolitik ilaçlar, antikolinerjik ilaçlar salya kısıtlaması yapabilir.
5- Bazı hastalıklar ve nadir sebepler
Radyoterapi gören şahısların iyonize edici ışınlar sebebi ile bez parankiminde hasar oluşur ve hücre rejenerasyonu durduğu için iyileşme görülmez.
Diyabet, alkol lkullanmak, sigara içmek, sarkoidoz, Hepatit C, hipertiroidizm, yüksek ateş, kusma, kuvvetli ishal veya aşırı terleme ile su kaybı.
Bazı psikiyatrik hastalıklarda ağız kuruluğu şikayeti öne geçer. Aslında salya kurumaz ama birey salyasının bulunmadığını öne sürebilir
Ağız kuruluğunun teşhisi:
Bireyin ağzım kuruyor, dilim damağıma yapışıyor demesi en belirgin şikayettir. Bireyin eline bir kap verilir ve 1 dakika boyunca sürekli tükürmesi söylenir. Elde edilen salyanın hacmi ölçülür. Salya 0.5 ml/dk debisinin altında ise ağız kuruluğu bulunduğu söylenebilir.
İlk kuruyan damak kubbesinin en derin yeridir. Bu sebeple bireyin kafasını geriye yatırıp damak kubbesinin derin noktasına göz ile bakıldığında bu bölgenin kuru olduğu görülür. Bu amaç ile üretilmiş salya kalınlığını ölçen elektronik aletler de piyasada bulunmaktadır ancak bunlara ihtiyacımız yoktur.
Bireyin tam kan tablosu istenir. Kan tablosunda iyonlar, ALT, AST, LDH, RF, ASO ve hemogram değerlendirilip normal dışına çıkan bir değer varsa ilgili hekim ile temas edilir. Ancak kan tablosundaki değişimler olası bir sistemik hastalık düşündürür.
Dudak veya yanak içinden biyopsi yapılarak Sjögren sendromu bakımından patoloji laboratuarında incelenmesi gerekir. Ancak Sjögren hastalığından şüphelenmek için vücuttaki bütün salgı bezlerinin kuruyor olması gerekir. Bu hastalık nadiren tek başına tükrük bezlerini tutar. Bu hastalıkta genellikle göz yaşı ve diğer slagılar da salya ile birlikte kurur.
Ağız kuruluğunun tedavisi:
Bez atrofisi ile meydana gelen ağız kuruluklarının maalesef etkin ve başarılı bir tedavisi yoktur. Yapılan hiç bir tedavi yeterince tatmin edici ve kalıcı değildir. Bu sebeple ancak rahatlatıcı ve replasman yapıcı önlemler alınabilmektedir.
Hijyen sağlanmalıdır. Vitamin mineral desteği zararlı değildir, faydası bulunduğu da gösterilmemiştir.
Parasempatik aktivasyonun artırılması amacı ile uzun uyku dingin (koşturmasız) bir hayat tarzı gereklidir. Bu durum parasempatik aktivasyonu sağlayabilir veya destekleyebilir. Ancak bu ilaç astım, spastik kolon, bradikardi, hipotansiyon, hipertiroidi, epilepsi, Parkinson, myasteina gravis hastalarına verilmez.
Kardiyolog izin verirse parasempatomimetik ilaçlar verilebilir. Bu ilaçlar kalbi yavaşlatıp tansiyonu düşürdüğü için aile hekiminin bilgisi dahilinde kullanılmalıdır.
Pilokarpin içeren göz damlası dil altına günde 5-6 damla uygulanabilir. Kolinerjik etki oluşturup eğer atrofiye olmadıysa bezi salya üretimine sürükleyecektir. (Motamed B, 2022)
Acılı, biberli, turşu, limon, baharatlı beslenme tercih edilmelidir. Bu tatlar salyayı artırır.
Su içmek ağızkokusunu tedavi etmez. Su içmek idrar yapar. Salya yapmaz.
Posalı beslenmelidir.
Laktoperoksidaz ve müsin içeren suni salya gibi davranan bazı sprey ve gargaralar bulunmaktadır. Bunlar kullanıldığı saatler için hafif bir rahatlama sağlar.
Eğer dudaklar ağzı kapatmıyrosa, ortodontist ve kulak burun boğaz hekimi işbirliği ile istirahat konumunda dudakların kapalı kalması sağlanmalıdır. Gerekirse burun pasajında varsa tıkanıklık veya darlık giderilmeli, burun pasajından hava trafiği artırılmalıdır. Bu durumda ağız içindeki hava trafiği kaybolur, salyanın kuruması engellenmiş olur.
Kaynaklar:
– Motamed B, Alaee A, Azizi A, Jahandar H, Fard MJK, Jafari A. Comparison of the 1 and 2% pilocarpine mouthwash in a xerostomic population: a randomized clinical trial. BMC Oral Health. 2022 Dec 1;22(1):548. doi: 10.1186/s12903-022-02576-6. PMID: 36457091; PMCID: PMC9713117.
– Gorsky M, Epstein JB, Parry J, Epstein MS, Le ND, Silverman S Jr. The efficacy of pilocarpine and bethanechol upon saliva production in cancer patients with hyposalivation following radiation therapy. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod. 2004 Feb;97(2):190-5. doi: 10.1016/j.tripleo.2003.08.031. PMID: 14970777.
- Turner MD, Ship JA. Dry mouth and its effects on the oral health of elderly people. J Am Dent Assoc. 2007 Sep;138 Suppl:15S-20S. doi: 10.14219/jada.archive.2007.0358. Erratum in: J Am Dent Assoc. 2008 Mar;139(3):252-3. PMID: 17761841.
- Björnström M, Axéll T, Birkhed D. Comparison between saliva stimulants and saliva substitutes in patients with symptoms related to dry mouth. A multi-centre study. Swed Dent J. 1990;14(4):153-61. PMID: 2147787.
- Visvanathan V, Nix P. Managing the patient presenting with xerostomia: a review. Int J Clin Pract. 2010 Feb;64(3):404-7. doi: 10.1111/j.1742-1241.2009.02132.x. Epub 2009 Oct 10. PMID: 19817913.
- Motamed B, Alaee A, Azizi A, Jahandar H, Fard MJK, Jafari A. Comparison of the 1 and 2% pilocarpine mouthwash in a xerostomic population: a randomized clinical trial. BMC Oral Health. 2022 Dec 1;22(1):548. doi: 10.1186/s12903-022-02576-6. PMID: 36457091; PMCID: PMC9713117.